Sevgili okuyucularımız, Bosna Hersek devletinin kuruluşunun 20. yılı münasebetiyle, Bosna'da ikamet eden Enis Bahadır beyle yaptığımız röportajı sunuyoruz:
Akwa: Allah'ın selamı rahmeti bereketi üzerinize olsun Enis Bey, öncelikle bizimle Bosna hakkındaki tecrübelerinizi paylaşmak üzere bu ropörtajı yaptığınız için teşekkür ederiz. Kendinizi tanıtarak başlar mısınız?
Enis Bahadır: Bismillahirrahmanirrahim. Allah’ın selamı rahmeti bereketi ihsanı ve ikramı sizlerin ve bütün İslam ümmetinin üzerine olsun. Öncelikle bendenizle röportaj talebiniz bizleri onurlandırdı teşekkür ederiz. Efendim bendeniz 2005 yılı Eylül ayında Bosna Hersek’ e üniversite tahsilimi yapmak görünen amacıyla geldim. Uluslararası Sarayevo Üniversitesi Sosyal ve Siyasal bilimler son sınıf öğrencisiyim.

Bosna Hersek, 1463`de Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilir. Bununla birlikte Boşnaklar islamiyeti benimseyerek müslüman olurlar. Ülke 1878`de, Avusturya-Maceristan İmparatorluğuna bağlanarak elimizden çıkar. Birinci dünya savaşından sonra Yugoslavya devletinin kurulmasıyla Yugoslav topraklarına katılır. Sırplar tarafından yönetilen Yugoslavya`da o zamanlar; 1.3 milyon Bosnalı sırp, 1 milyon Bosnalı Müslüman, 0.7 milyon bosnalı Hırvat yaşamaktadır.

2007’de inşaatına başlandığı dönemlerde Ermeni sözde soykırımı iddialarını güçlendirmesi sadedinden sesini sıkça duyuran Birleşik Devletler Soykırım Anıt ve Müzesi, yine müslümanları konu alan ama bu sefer lehte ve hayır görünen bir faaliyetle gündemde. Bosna Savaşı’nda binlerce Müslümanın hunharca katledilmesine ilişkin çok yönlü bir araştırma müzenin bünyesinde yürütülmekte...
I was born and raised in the capital city of Bosnia – Sarajevo. As the capital, it was, and still is, the largest city in the region, and contains a great number of historical landmarks and cultural and historical attractions. However, as the capital city, it has also undergone the most modernization, and many historical elements were lost.
During my research visit to Bosnia in the summer of 2011, I went to visit my mother-in-law in her hometown Jajce (pronounced as ‘Yayse’). While she moved to Wisconsin with her family as refugees in 1996, she came that summer to visit her family. I decided to meet some of my in-laws, and see the city.
Mehterin kulaklarda uğuldadığı zamanlarda güzel bir ülke varmış. Adı Bosna. Burada kadınlar sevda şarkıları söylerlermiş. Yaratan ve dostları olan Mevla’ya sevgilerini mırıldanırlarmış gece gündüz. Külçe külçe altınlarla, siyasette kurduğu başarılı otoriteleriyle, Avrupa’nın güller saçılan ve sonuna kadar medeniyetine açılan kapılarıyla müsemma bir imparatorluk olan Osmanlı’nın hüküm sürdüğü günlermiş bu günler. Üstün zaferlerle anılan fetihleri kalplere yönelten sevgi ve anlayış aynı zamanda özgürlük uygarlığı olan Osmanlı, bütün topraklarına olduğu gibi bu topraklara da güven ve huzur saçmış. Mahalleler kurmuş erenlerinden müteşekkil. Ve mahalleler şehirlere şehirler ise koskoca bir medeniyete dönüşmüş git gide.